ERK DEMOKRATIK PARTIYASI

Kişen giyme, boyun eğme, ki sen de hür doğmuşsun !


PARTİ PROGRAMI       İletiÅŸim

TÜRKÇE  ENGLISH РУССКИЙ ЎЗБЕКЧА
MENÜ
  Ana Sayfa
  Yazarlar
HABERLER
TOPLUM
ANALIZ
SIYASET
ÝNSAN HAKLARI
KÜLTÜR-SANAT
DÝYALOG
GÜNDEM
  Haber ArÅŸivi  Â 
  Foto Galeri  Â 
  Video Galeri  Â 
  Kitaplar  Â 
  Dosyalar  Â 
  АРХИВ

Site İçi Arama

En Çok Okunan Haberler
Ali Kuþçu
Millî Mücadele ve Özbekler Tekkesi
Kerimov Türk Birliði'ni sabota ediyor!
Kerimov'un Türk düþmanlýðý
Kurtuluþ Savaþý'na Türkistan yardýmý
Kitaplar
The Opponnet
Asarlar majmuasi
M. Solih Kulliyoti
Izbarannye prozivdenija
''Sevgi haqida kitob''
Kurtuluþ Savaþý'na Türkistan yardýmý - 30.07.2009
Bu Habere puan veriniz   Toplam Puaný = 0

TÜRKÝSTAN TÜRKLERÝNÝN KURTULUÞ SAVAÞI'NA VE CUMHURÝYET'E KATKILARI

Abdulvahap KARA *

Türkistan Türkleri Atatürk'ün baþlattýðý Kurtuluþ Savaþý'na ve yeni Türk Devletinin kuruluþuna kayýtsýz ve ilgisiz kalmamýþlardýr. 1917 yýlýnda Çarlýk Rusyasýný yýkan Bolþeviklerin estirdiði hürriyet havasýnda kendi milli devletlerini kurma gayret ve sýkýntýsý içinde olan Kazak Kýrgýz Özbek Türkmen Tatar ve Azeri Türkleri baþlangýcýndan itibaren Anadolu'da yürütülen mücadeleye de olaðanüstü büyük ilgi ve yakýnlýk göstermiþlerdir. Bu yakýnlýðýn artmasýna Rusya'da 1905 ve 1917 ihtilallerinden sonra ortaya çýkan hürriyet havasýnda Rusya Türkleri arasýnda büsbütün kuvvet bulan Türkçülük cereyanlarý sebep olmuþtu. Bu dönemde Türkistan Türkleri arasýnda siyasi faaliyet ve bilhassa dergi ve gazete yayýnlarý artmýþtý [1] . Milli þuur kuvvetlenmiþti. 1908 Ýkinci Meþrutiyet'ten sonra Türkiye ile Rusya'daki Türk aydýnlarý arasýnda fikir alýþ veriþi de hýzlanmýþ [2] ve Türkistan Türkleri arasýnda Türkiye'ye olan ilgi ve sevgi tarihin hiçbir döneminde görülmemiþ bir biçimde artmýþtý. Bu durumu Türkistan Türklerinin Türkiye'ye Balkan Savaþý'ndan Kurtuluþ Savaþý'nýn sonuna kadar olan sýkýntýlý dönemde yardýmcý olma ve onun hayatta kalmasýný saðlama gayretlerinden açýkça görmek mümkündür.

Türkistan Türklerinin Anadolu Türklerine çeþitli þekillerde vermeye çalýþtýðý yardým ve destekleri

I. Askeri yardým
II. Para yardýmý
III. Fikri veya siyasi destek
olarak üç baþlýk altýnda incelemek mümkündür.


I. Askeri Yardým:

Türkistan Türklerinin her ne kadar Türkiye'nin düþmanlarýyla yaptýðý silahlý mücadeleleri desteklemek üzere düzenli bir ordu gönderme imkânlarý olmadýysa da savaþa ferdi katýlýmlar olmuþtur. Bilhassa hacca giden Türkistanlýlarýn hacca giderken veya dönüþte Türkiye'nin saflarýnda tereddüt etmeden savaþa katýldýklarýný görüyoruz.
Bu konuda en eski kayýt 1788 Osmanlý-Rus savaþýna kadar uzanmaktadýr. Arþiv kayýtlarýna göre Hicri 1202 ramazan (1788 haziran) ayýnda Türkistanlý Mehmed Bahadýr Hokand'dan hac niyetiyle yola çýkar. Erzurum'a geldiðinde Osmanlý'nýn savaþ için asker topladýðýný iþitir. O sýrada I. Abdülhamid Rusya'ya harp ilan etmiþtir. Bunun üzerine hacca gitmekten vazgeçen Mehmed Bahadýr 4 arkadaþýyla beraber savaþa katýlmaya karar verir. Baþbakanlýk Devlet Arþivindeki belgelere göre Mehmed Bahadýr Divan-ý Hümayun'a müracaat ederek savaþmak için 5 at 5 kýlýç 3 tüfek ve azýk verilmesini ister [3] .
Balkan Savaþý (1912-1913) sýrasýnda da Hac için Mekke ve Medine'de bulunan Türkistanlý Hacýlar ile talebelerden bazýlarý gönüllü olarak Osmanlý ordusuna katýlmýþlardýr. Türkiye'ye yakýnlýk özellikle Balkan harpleri sýrasýnda kendisini belli etmiþtir. Kazan Türklerince Hilal-i Ahmer'e çokça para yardýmý yapýldýðý gibi Türk ordusunda hizmet görmek üzere gönüllü asker ve hemþireler de gitmiþti [4] .
Bundan baþka 1912 senesinde Medine'de tahsilde bulunan 400 kadar genç Balkan muharebesine gönüllü katýlmak üzere Ýstanbul'a gider ve Edirne düþmandan geri alýndýktan sonra Medine'ye geri dönerler [5] . I. Dünya Savaþý sýrasýnda Medine'de Osmanlý ordusuna gönüllü katýlmak isteyen Türkistanlýlar ayrýca beþ Osmanlý altýný vermiþlerdir. Niçin böyle yaptýklarý sorulunca Araplarýn Türkistanlýlar aç kaldýklarýndan dolayý Osmanlý ordusuna katýldýðýný zannetmemeleri için böyle bir tedbir aldýklarýný söylemiþlerdir. Bu suretle 51. Alay'a gönüllü kaydolan Türkistanlýlar Avali harbine iþtirak etmiþlerdir [6] .
I. Dünya Savaþý (1914-1918) sýrasýnda Türkiye'ye askeri yardýmýn ilginç bir þekli Kadý Abdürreþid Ýbrahim Efendi tarafýndan gerçekleþtirildi. Kadý Abdürreþid Almanya'ya esir düþen Rusya Türklerinden (Kazan Türkleri ve Baþkurtlardan) Ýngilizler ve gerekirse Ruslara karþý da savaþmak üzere gönüllü kýtalar topladý. Bunlardan bir tabur (Asya taburu) Irak cephesinde savaþmak üzere Türkiye'ye geldi ve Irak cephesinde bir çok þehit verdiler [7] .
Bir grup Türkistanlýnýn hac dönüþü Kurtuluþ Savaþý'na da katýldýðýný görmekteyiz. Mekke ve Medine'de hac ibadetini tamamlayarak Türkistan'a dönmekte olan 40 kadar hacý Çukurova'da iken I. Dünya Savaþý baþlar ve yurtlarýna dönemeyip orada kalýrlar. Harp esnasýnda burada bazý iþlerde çalýþarak geçimlerini temin ederler. Osmanlýnýn savaþta yenilmesi üzerine Çukurova Fransýzlar tarafýndan iþgal edilir. Türkistanlýlar Tarsus'ta Fransýzlara karþý ilk silahlý mücadeleyi baþlatanlar arasýnda yer alýrlar. Türkistanlýlardan Hacý Yoldaþ baþkanlýðýndaki grup karakol basarak trenlere saldýrarak Fransýzlara zarar verdirir. Daha sonra Kavaklýhan cephesi kumandaný Zeki Baltalý'ya müracaat ederek Türk ordusuna katýlýrlar. Grup kumandaný Halil Süllü'nün emrinde Fransýzlara karþý çarpýþan 26 Türkistanlýdan 16 sý þehit düþer [8] .
Azeri Türkleri ise Kurtuluþ Savaþý'na kendi baðýmsýzlýklarý pahasýna askeri yardým saðlamak istemiþlerdir. Azerbaycanlý ilim adamý Prof. Vagýf Arzumanlý'nýn Bakü'de 1998 senesinde yayýnlanan makalesinde belirttiðine göre 28 nisan 1920'de Azerbaycan Parlamentosu hakimiyeti bolþeviklere vermeyi kabul ederken koyduðu þartlardan birisi Rus ordusunun Bakü'ye girmeden önce demiryolu vasýtasýyla Anadolu'nun yardýmýna gitmesi idi [9] . Bu hakikatin TBMM Gizli celse zabýtlarý ile Polonyalý araþtýrmacý Tadeusz Swietochowski'nin eserinde de teyit edildiðini görmekteyiz [10] . Bu durum Azeri Türklerinin kendileri baðýmsýzlýklarýný kaybetseler bile Türkiye'nin baðýmsýz yaþamasýný istediðini açýk bir þekilde ortaya koymaktadýr. Ancak Ruslar kabul ettikleri bu þartý yerine getirmediler.

Türkistan Türklerinin 1914-1917 yýllarý arasýnda Kafkas cephesinde Ruslara esir düþen Osmanlý subay ve askerlerine yaptýklarý yardýmlarý da dolaylý da olsa Kurtuluþ Savaþý'na askeri yardým olarak görebiliriz. Zira bu askerlerden yurda dönenlerden bir çoðu daha sonra Kurtuluþ Savaþý'na katýlmýþlardýr.

29 Ekim 1914 15 Aralýk 1917 arasýnda Kafkas cephesinde Ruslara yaklaþýk 60 bin Osmanlý subay ve askeri esir düþer [11] . Bu esirlerin büyük bir kýsmý Hazar Denizi'nde Bakü'ye yakýn Nargin adasý ile Kuzey ve Güney Kafkasya'ya nakledilmiþlerdir. Bunlar 1918'de Güney Kafkasya'ya giren Osmanlý ordusu tarafýndan kurtarýlarak Türkiye'ye getirilmiþtir [12] . Ancak henüz Moskova'nýn kontrolüne tam olarak girmemiþ Sibirya'da bulunan 9 bin kadar Türk esirini kurtarma giriþimleri sonuçsuz kalmýþtýr [13] .

Çok zor þartlarda yaþamaya mahkum edilen bu esirlerin büyük bir kýsmýna Rusya Türkleri sahip çýkarak yardým etmiþlerdir [14] . Bunun için Moskova Petrograd Kazan Ufa ve Orenburg'da özel komiteler teþkil edildi [15] . Rusya müslümanlarýnýn Moskova'da 1-11 Mayýs 1917 tarihinde yapýlan ilk genel toplantýsýnda da Türk esirlerinin içinde bulunduðu zor durum görüþüldü. Kurultay bu hususu Rusya Harbiye bakaný Kerensky'ye telgraf çekerek bildirdi [16] . Esirlerden yaklaþýk 1000 kadarý kendi çabalarý ve Türkistanlýlarýn yardýmýyla Afganistan üzerinden Türkiye'ye dönmüþtür [17] .

Türkiye'ye dönen esirlerden biri olan Tahsin Ýybar hatýratýnda “Ruslar Sibirya'daki kampta esirlere geniþ Rus topraklarýndan çýkamazsýnýz demiþlerdi. Buna raðmen Rus topraklarýndan çýkmaya muvaffak olduk. Çünkü bize Türkistanlýlar zengin fakir ihtiyar genç demeden adeta birbirleriyle yarýþýrcasýna yardým etmiþlerdi” demektedir [18] . Daha sonra uluslararasý alanda yapýlan çalýþmalar neticesinde kalan esirler de kurtarýlarak yurda getirilmiþtir. 1925 Yýlýndan sonra Rusya'da hiç esir kalmamýþtýr [19] .

II. PARA YARDIMLARI

Türkistan Türkleri daha Balkan Savaþý yýllarýnda Türkiye'ye para yardýmý yapmaya baþlamýþlardý. Mesela Kazan Türkleri bu yýllarda Hilal-i Ahmer'e hatýrý sayýlýr ölçüde para yardýmý yapmýþtýr [20] . Kazak Türkleri de bu konuda ellerinden geleni esirgememiþlerdir. Berlin'de 1930'lu yýllarda Çaðatay Türkçesinde yayýnlanan "Yaþ Türkistan" dergisinde yer alan bir makaleye göre Balkan harbi yýllarýnda (1912-13) Türkistan'ýn Akmeþit þehrinden Sadýk Ötegenov isimli bir ihtiyar Kazak küçük heybesinin iki gözüne doldurmuþ olduðu altýnlarý Rusya'nýn baþkenti Petersburg'a getirir. Burada tahsilde bulunan hemþehrisi Mustafa Çokay'ýn evine gider ve ondan kendisini Osmanlý elçisine götürmesini rica eder. Elçilikte ihtiyar Kazak Osmanlý elçisi Turhan Paþa'dan Türkistanlý Türk kardeþlerinin sevgi ve sempatisinin küçük bir ifadesi olmak üzere getirdiði yardýmý gerekli yere ulaþtýrmasý için ricada bulunur. Bunun üzerine gözleri dolan Turhan Paþa her ikisini kucaklayýp öper ve emaneti kabul ederek yerine ulaþtýracaðýna söz verir [21] .

Yine bu dönemde Medine'de tahsil görmekte olan Kazak öðrenciler Osmanlý askerine yardým için harçlýklarýndan 200 lira toplarlar. Balkan harbi yýllarýnda Kazakistan'da yayýnlanmakta olan "Aykap" gazetesinin bu konudaki haberine göre öðrenciler topladýklarý paralarý Medine valisi Basri Paþa'ya teslim ederek ondan bu yardýmý Hilal-i Ahmer cemiyetine ulaþtýrmasýný isterler [22] . Yardým küçüktür ama Türkistanlý öðrencilerin dahi Balkan Savaþý sýrasýnda Türkiye'ye yardým etme arzusunda bulunduðunu göstermesi açýsýndan önemlidir.

I. Dünya Savaþý sýrasýnda Andican zenginlerinden Mir Kamil Mir Mumanbayoðlu Rusya'ya karþý Osmanlý devletine 200 bin ruble yardým gönderir [23] .
I. Dünya Savaþýnda Türkiye'ye ilginç ilginç olduðu kadar þuurlu bir katký Türkistanlý pamuk tüccarlarýndan gelir. I. Dünya Savaþý sýrasýnda Rusya'da ulaþým ve üretimdeki sýkýntýlardan dolayý Türkistan'daki pamuk alýcý bulamadýðýndan stoklar büyümüþtür. 1918'de Brest-Litovsk'da Sovyet Rusya ile ittifak devletleri arasýnda barýþ imzalanýnca Rusya'ya giden ilk Alman sefirinin mümessili pamuk almak için Türkistan'a gider. Pamuk tüccarlarý ticari pazarlýklara girmeden evvel alýcýdan milliyetini belgelemesini isterler. Alýþ-veriþle alakasý olmayan böyle bir talep karþýsýnda Alman temsilci hayrete düþer. Diðer taraftan Rusya'nýn eski düþmaný olan bir devletin temsilcisi olduðu için de endiþelenerek ürker. Bu talebin ticaretle alakasý olmadýðýný ileri sürerek doðrudan doðruya fiyat ve kalite meseleleri üzerinde görüþmeyi teklif eder. Bu meselelerde uzlaþmanýn kolay olduðunu söyleyenTürkistanlý tüccar alýcýnýn milliyetinin kendileri için çok daha önemli olduðunda ýsrar ederler.

Bunun üzerine temsilci alýcýnýn Alman olduðunu gösteren vesikalarý çekinerek göstermek zorunda kalýr. Alýcýnýn Almanya olduðunu öðrenen Türkistanlý tüccar kendisine büyük iltifatlarda bulunarak mallarýný baþkasýna verdiklerinden daha ucuza vereceðini ifade eder. Hayretler içinde kalan temsilci bu iltifatýn sebebini sorduðunda þu cevabý alýr: "Biz pamuðun mühim bir harp maddesi olduðunu biliyoruz. Bu maddeyi beþ-on kuruþ kazanmak pahasýna Türkiye'nin düþmanlarýna satmaktansa yakýp imha etmeyi yeðleriz. Siz Almanlar Türkiye'nin müttefikisiniz. Size pamuðu ucuza vermekle Türk kardeþlerimizin menfaatlerine hizmet ettiðimiz inancýndayýz" [24] .

Kurtuluþ Savaþý'na gerçek anlamda para desteði 100 milyon altýn ruble gibi bir meblaðý verme çabasý Buhara Halk Cumhuriyeti'nden gelmiþtir. 1873'ten Sovyet hükümeti tarafýndan istiklalinin tanýndýðý 1918 yýlýna dek Çarlýk Rusyasýna baðlý yarý müstakil devlet konumunda olan Buhara o dönemde Türkistan'ýn en zengin Hanlýðý idi. Ticari faaliyetler sayesinde Buhara Hanlýðý büyük bir zenginliðe ve altýn rezervine sahip olmuþtu [25] . Bu zenginlik sayesinde Buhara emiri Petersburg'da büyükçe cami yaptýrabilmiþtir [26] . Kýzýl Ordu tarafýndan 2 Eylül 1920'de yýkýlan Buhara Hanlýðý'nýn yerine 6 Ekim 1920'de Buhara Halk Cumhuriyeti ilan edilmesinden [27] sonra Buhara Halk Cumhuriyeti'nin Osman Kocaoðlu baþkanlýðýndaki temsilcileri Moskova'ya giderek Lenin ile görüþme yaparlar.

Bu görüþmede Buhara heyeti Lenin'e Türkiye için 100 milyon altýn ruble yardým vermeyi taahhüt ederler. Heyet Buhara'ya döndükten sonra bu konu parlamentoda oylanýr ve Türkiye'ye yardým tek itiraz sesi yükselmeden oy birliði ile kabul edilir. Vaat edilen 100 milyon altýn da en kýsa zaman zarfýnda Moskova'ya ulaþtýrýlýr [28] . Bu teslimat konusunda elimizde herhangi vesika yoktur. Ancak Türkistan'da o devrin olaylarýný yaþamýþ þahsiyetlerden ve Türkistan tarihi mütehassýsý Z. V. Togan [29] ve Türkistan'daki esir Osmanlý subaylarýndan Raci Çakýröz [30] bu yardýmýn yapýldýðýný teyit etmektedir. Ne yazýk ki bu yardým hedefine ulaþmamýþtýr. Sovyetlerin Türkiye'ye Eylül 1920 ile Mayýs 1922 tarihleri arasýnda yaptýðý nakdi yardýmlar da Buhara Cumhuriyeti'nin teslim ettiði 100 milyon rublenin çok altýnda 11 milyon ruble civarýndadýr [31] .

III. FÝKRÝ VE SÝYASÝ DESTEKLER

I. Dünya Savaþý'ndan önce Rusya'da ve Osmanlý'da yaþanan 1905 ihtilali ve 1908 II. Meþrutiyeti'nden sonra Anadolu ve Rusya Türkleri arasýnda kuvvetli bir kültür baðý kurulmuþtu. Bunun neticesinde I. Dünya Savaþýnda Türkistan Türklerinin bütün sempatileri Türkiye ile beraberdi [32] . Bu sempatinin büyüklüðünü Tahir Çaðatay'ýn I. Dünya Savaþý sýrasýnda yaþadýðý bir anýsýndan görmek mümkündür.
Taþkent'te kalabalýk seyirci arasýnda Umumi Vali Matson'un bulunduðu bir sinemada savaþla alakalý belgesel film gösterilmekteydi. Perdede ilk olarak Rus ordularýnýn seferberliði ve resmi geçidi gösterildi. Bunu takiben bütün büyük devletlerin askeri resmi geçitleri izlendi. Hepsi de sükunet içinde seyredilerek geçirildi. Fakat beyaz perdede baþta sancaðý ile bir Türk süvari alayý gözükmeye baþlayýnca o muazzam binayý dolduran halk ani bir hareketle ayaða kalktý ve alkýþlamaya baþladý. Bu kalkma hareketi o kadar ani ve tesirli bir þekilde vuku bulmuþtu ki seyirciler arasýnda bulunan Ruslar da gayri ihtiyari olarak bu kitle temayülüne uymak zorunda kalmýþlardý. Bu durum karþýsýnda sinirlenen umumi vali derhal salonu terketti ve film bir daha gösterilmedi [33] .

Yine Çaðatay'ýn belirttiðine göre I. Dünya Savaþý esnasýnda Taþkent'te halk bütün heyecanýyla olaylarý takip ederdi. Türklerin muvaffakiyetini Ruslarýn maðlubiyetini belirten herhangi bir haberi ihtiva eden gazete derhal karaborsaya düþüyordu [34] .

Bu dönemde Türkistan Türkleri I. Dünya Savaþýný çok yakýndan takip ediyor ve Türkiye'nin bir ölüm-kalým savaþý verdiðini farkediyorlardý. Mesela o dönemde Kazak Türklerinin önde gelen siyaset ve fikir adamlarýndan biri olan Mir Yakup Duvlat dünyadaki 300 milyondan fazla müslümanlar arasýnda en güçlüsünün Türkiye olduðunu ve bu Türkleri parçalamak için çeþitli devletlerin fýrsat gözlediðini yazar. Kazakistan'da I. Dünya Savaþý yýllarýnda yayýnlanmakta olan “Kazak” gazetesinin 1918 eylül sayýsýnda yer alan yazýsýnda Duvlat bu fýrsat beklemenin birkaç asýrdan beri süre geldiðine iþaret ettikten sonra devam etmekte olan I. dünya savaþ sýrasýnda düþmanlarýn Ýstanbul'u almak ve Ayasofya'ya asmak üzere haçý da hazýrladýklarýný ifade eder. Fakat Türklerin boþ durmadýðýný ülkelerini korumak için asýrlardan beri mücadele ettikleri gibi dört seneden beri de diz boyu kanlar içinde milyonlarca yiðidini kurban ederek mal-mülkünü feda ederek savaþtýklarýný yazar [35] . Görüldüðü gibi Mir Yakup Duvlat'ýn yazýsý Kazak bozkýrlarýndan Türk topraklarýnda yapýlan mücadelenin çok yakýndan takip edildiðini açýkça ortaya koymaktadýr.

Türkistan Türklerinin I. Dünya Savaþý'nda olduðu gibi Türk Kurtuluþ Savaþýný da her safhasýna destek vererek yakýndan takip etmeye çalýþtýklarýný görmekteyiz. Türkistan içinde aydýnlar ve þairler halký aydýnlatýcý ve Kurtuluþ Savaþýný destekleyici yazýlar yazmýþlarsa Türkistan dýþýna çýkabilmiþ aydýnlar uluslararasý platformda kendi siyasi meseleleriyle beraber Türkiye'nin baðýmsýzlýðýný ve reformlarýný da destekleyici çalýþmalar yapmýþlardýr.
Sovyetler Birliði dýþýnda Avrupa ülkelerinde bulunan Türkistanlý siyaset ve devlet adamlarý baþýndan itibaren Atatürk'ün siyasi faaliyetlerini benimsedikleri görülmektedir. Ýstanbul'un Ýtilaf Devletleri tarafýndan iþgal edildiði günlerde Ýdil-Ural Türklerinden Ayaz Ýshaki Sadri Maksudi ve Fuad Toktar Paris'te bulunmaktaydý. Onlar Bolþeviklerin Ýdil-Ural'da hakimiyeti ele geçirmesinden sonra mücadelelerini yurt dýþýnda devam ettirmek üzere Fransa'ya gelmiþlerdi. Burada Fransýz Dýþiþleri Bakaný ve Baþbakaný Millerand ile görüþme gününü beklerlerken Türkiye Ayan Meclisi Üyesi Ahmet Rýza Bey ile karþýlaþýrlar. Ahmet Rýza Bey de Fransa hükümetinin isteði ile Türkiye'nin gayriresmi vekili olarak Paris'te bulunmaktadýr. Kazanlý devlet adamlarý Ahmet Rýza Bey ile uzun uzun görüþmelerde bulunurlar. Görüþmenin yapýldýðý 4 Nisan 1920 günü Ýngilizlerin Padiþah'a baský yapýp Mustafa Kemal'i asi ilan etmesini istediði günlere rast geliyordu. Kazanlý devlet adamlarý Ahmet Rýza Bey'i Padiþah'ýn böyle bir isteði yerine getirerek Mustafa Kemal gibi bir kahramaný asi saymasýnýn ülkeye büyük zarar vereceðini anlatarak Padiþah'a bu yönde telkinde bulunmasý hususunda ikna ederler [36] .

Hokand Muhtar Hükümeti'nin sabýk baþbakaný Mustafa Çokay da Türkiye'nin uluslarasý alandaki politikalarýna destek veren çalýþmalar yapmýþtýr. Çokay bilhassa Ermeni meselesinde Türkiye'nin haklarýnýn savunulmasýnda büyük gayretler göstermiþtir. Þubat 1918'de Hokand hükümetinin Kýzýl Ordu tarafýndan yýkýlmasýndan sonra 1919-1921 seneleri arasýnda Gürcistan'da bulunduðu sýrada Ermeni meselesine vakýf olan Çokay ayrýca Tiflis'te Kuvayi Milliye temsilcisi olan Kâzým Bey (sonradan Ýzmir valisi Trakya umumi müfettiþi Kâzým Dirik) ile temasta bulunarak Ermeni meselesi hususunde devamlý surette makaleler neþretti [37] .

Mustafa Çokay 1919-1921 yýllarýnda Tiflis'te bulunduðu yýllarda Vol'nýy Gorets Gortsý Kavkaza gibi rusça dergilerde ve kendi yönetiminde Türkçe çýkan Þafak gazetesinde Kazým Bey'den temin ettiði malumatlarý “Anadolu Mektuplarý” namý altýnda yayýnladý [38] . Çokay bu iþlerle meþgul olduðu sýralarda Ermenistan'daki Amerika misyon baþkaný ve Türkiye aleyhtarý General þiddetli bir beyanatta bulunur. Bu beyanata Mustafa Çokay o kadar vazýh ve þiddetli cevap vermiþtir ki þahsi dostlarý bundan doðabilecek akibetlerden endiþe ederek bir takým koruyucu tedbirler almýþlardýr [39] . Çokay Ermeni meselesi konusundaki makalelerini Gürcistan'dan Fransa'ya geçtikten sonra da yazmaya devam ederek bunlarý fransýzca ORIENT et OCCIDENT dergisinde yayýnladý [40] .

Mustafa Çokay Þubat 1921'de Gürcistan'dan Türkiye'ye geçer. Ýstanbul'a varýr varmaz müttefik makamlar vasýtasýyla Ýtilaf Devletleri nezdinde Türkistan meselesinde teþebbüslerde bulunur. Ancak Türkiye'yi de unutmaz. Ýstanbul'da gördükleri Türkiye hakkýndaki müttefik tasarýlarý ve Türkiye'nin geleceði hakkýnda Türkistan Türklerinin görüþ ve dileklerini belirten bir memorandum hazýrlayarak müttefik kuvvetler komutanlýðýna verir [41] .

Mustafa Çokay Berlin'de 1933 yýlýnda yayýnladýðý "Yaþ Türkistan" dergisinde Ermenilerin Türkiye aleyhindeki oyunlarýndan birisini nasýl bozduðunu da teferruatýyla anlatmaktadýr. Çokay'ýn belirttiðine göre Lozan konferansý yýllarýnda (1922-1923) Ermeni Cumhuriyeti Heyeti Reisi A. Aharonyan düzmece bir iddia hazýrlayarak Hindistan Kafkas ve Türkistan müslümanlarýnýn dahi Türkiye'yi Sevr anlaþmasýna uymadýðý için eleþtirdiklerini ve Ermenileri haklý gördüklerini söylüyordu. Mustafa Çokay ve Ayaz Kafkasyalýlar Ýdil-Urallýlar Kýrýmlýlar ve Türkistanlýlarý temsilen bu iddianýn asýlsýzlýðý konusunda bir memorandum hazýrlayarak Fransýz dýþiþleri bakanlýðýna ve Lozan konferansýna gönderirler [42] . Çokay yazýsýnda þöyle demektedir: "Ahoranyan'ýn Hindistan müslümanlarý hususunda söyledikleri ne kadar doðrudur bilemem. Fakat biz Kafkasyalýlar Ýdil-Urallýlar Kýrýmlýlar ve Türkistanlýlar adýna 22 Mart 1922 günü Sevr anlaþmasý ile alakalý memorandumu teslim ettik. Onu Fransýz Dýþiþleri Bakanlýðýna Ayaz Ýshaki ile beraber götürüp verdik" [43] Çokay bununla da yetinmez. Kendisi maddi sýkýntýlar içinde olmasýna raðmen yol parasýný borçla tedarik ederek Lozan'a da gider. [44] .
Diðer yandan Türkistan'dan Anadolu'daki mücadeleyi yakýndan takip etmeye çalýþan aydýnlar bilhassa halkýn duygu ve düþüncelerini dile getirmekte mahir þairler Kurtuluþ Savaþý hakkýnda þiirler yazmýþlardýr. Bunlar böylece þiir diliyle Atatürk ve Kurtuluþ Savaþý'na destek vermek istiyorlardý. Ýþin enteresan yaný böyle þiirleri Türkistan'daki hemen her Türk boyunun önde gelen þairleri kaleme almýþlardýr. Mesela Kazak Türklerinin milli þairlerinden Maðcan Cumabay bunlardan biridir. Osmanlý maðlup edilerek iþgaline karar verildiði sýralarda Sovyet Rusya'sýnda iç karýþýklýklar ve savaþ sebebiyle açlýk felaketi yaþanýyor ve halk sýkýntý içinde yaþýyordu. Buna raðmen Türkiye'nin iþgale uðramak felaketi Türkistan halký için çok derin bir yeis ve heyecanla karþýlanmýþtý. Kazak Türklerinin milli þairlerinden Maðcan Cumabay ilk baskýsý 1923 yýlýnda Taþkent'te yayýnlanan eserinde yer alan "Alýstaðý bavrýma" yani "Uzaktaki kardeþime" isimli þiirinde bu duygularý açýkça ortaya koymaktadýr [45] . Magcan 12 dörtlükten oluþan uzun þiirine
þöyle baþlýyor:

Alýsda azap çekken bavrým
Quvarðan bayþeþektey kepken bavrým.
Qamaðan qalýn cavdýn ortasýnda
Köl qýlýp közdin casýn tökken bavrým.
Anadolu Türkçesiyle ifade edersek:
Uzakta azap çeken kardeþim
Kurumuþ lale gibi solan kardeþim.
Kuþatmýþ kalabalýk düþmanýn ortasýnda
Göl gibi göz yaþý döken kardeþim.
Magcan þiirini þu mýsralar ile bitiriyor:

Bavrým! Sen o cakda men bu cakda
Qaygýdan kan cutamýz bizdin atka.
Layýq pa qul bop turuv
Kel ketelik Altayða ata miras altýn taqqa.

Anadolu Türkçesiyle ifade edersek:

Kardeþim! Sen orada ben burada
Kaygýdan kan yutuyoruz.
Bizim adýmýza layýk mýdýr köle olmak
Gel gidelim Altay'a ata yadigarý altýn tahta [46] .

Kýrgýz þairi Ýsmail Sarýbayoðlu da 1921 yýlýnda Kurtuluþ Savaþý için bir þiir yazmýþtýr. Hayatý hakkýnda fazla bir malumatýmýzýn olmadýðý bu Kýrgýz þairi "Ýngilizler Türklere saldýrýrken yazýlan þiir" ismini taþýyan þiirinde Anadolu Türklüðünün ölüm-kalým savaþýna Kýrgýz Türklerinin dikkatini çekmek ve gerekirse yardýmýna koþmak gerektiðini ifade etmekte ve þöyle demektedir:

Ekçeme içip kölösün
Bar önörün ordo atmak.
Musulmandýn iþi emes
Kýlýç çappay cön catmak.
Koldon kelse kayrat kýl.
Oygon Kýrgýz uykudan.
Stambul türktön ayrýldýn.
Bolup aldý ar bölök
Ak cinister bölök.
Amerika sarý orus
Aydap cürdü türkündü.
Aylan kelse sen boluþ.

Anadolu Türkçesiyle ifade edersek:

Ayran içerek eðleniyorsun
Bütün hünerin eðlenmek.
Müslümanýn iþi deðildir
Kýlýç sallamadan boþ yatmak.
Elinden geliyorsa çaba göster.
Uyan Kýrgýz uykudan.
Ýstanbul Türk'ten ayrýlýyorsun.
Oldular grup grup
Beyazlar bir grup.
Amerika Sarý Rus
Önüne kattý Türk'ünü.
Ýmkanýn varsa koþ yardým et [47] .

Türkistan'ýn önde gelen þairlerinden Abdülhamid Çolpan da (1897-1938) bir taraftan Türkistan'ýn hürriyeti için halkta mücadele ruhu uyandýrmaya çalýþýrken diðer taraftan Türkiye'yi ihmal etmiyor ve Türk istiklal harbi için þiir yazýyordu. Onun Tufan adlý þiiri Anadolu'da milli mücadeleyi yürüten Türk ordusuna ithaf edilmiþtir. Þiirde Türk ordusu "mazlumlar tufanýnýn öç alýcý sellerine" iþgalci kuvvetler ise "medeniyet beþiðinde oturan cellatlara" benzetilir. 1920'lerde yazýlan þiirin baþýnda ve sonunda Türk ordusuna hitap eden iki mýsralýk þu bölüm:
Ey Ýnönü Ey Sakarya ey Ýstiklal Erleri
Milli Misak alýngança totalmasdan ilgeri
heyecan ve çoþkunluk yaratmaktadýr. Þiir
Ey istiklal ey Sakarya ey Ýnönü Erleri
Yür mazlumlar tufanýnýn öç alguçý selleri!
mýsralarýyla sona ererken Çolpan Türk Ýstiklal harbini batýlý sömürücü ve iþgalci güçlere karþý mazlum milletlerin öç almasý olarak görmektedir [48] .

SONUÇ
Üç ana baþlýk altýnda incelediðimiz Türkistan Türklerinin Türkiye'ye yaptýðý bu yardým ve desteklerin maddi boyutlarý belki milli mücadelenin baþarýsýna büyük etkiler yapacak ölçüde görülmeyebilir. Ancak onlarýn o devirde içinde bulunduðu þart ve durumlar göz önüne alýndýðýnda büyük fedakarlýklar içinde ifa edilmiþ olduðu muhakkaktýr. Bu fedakarlýklar ve Türkiye'ye karþý beslenen sevgi ve muhabbet Balkan Savaþýndan itibaren artarak devam etmiþtir. Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda had safhaya ulaþan bu sevgi ve muhabbet Ankara'nýn da dikkatlerinden kaçmamýþtýr. Mesela bu yakýn alakayý farkedenlerden biri Ankara Hükümeti'nin Maliye Bakaný Yusuf Kemal Tengirþek'tir. 1920 yýlýnda Moskova'da bulunan ve Buhara Hive Türkistan Tataristan ve Azerbaycan temsilcileriyle görüþmeler yapan Yusuf Kemal Bey 16 Ekim 1920'de TBMM'de yaptýðý konuþmada bu konuda þunlarý söylemektedir: “Onlarýn bizlere itimadlarý var... Bizleri muhterem ve mukaddes yerlerden gelmiþ insanlar addediyorlar... Bizim milletin mukadderatýna bizden ziyade alakadar oluyorlar... Türkiye köktür burada bulunan onun dallarýdýr diyorlar” [49] .

Netice olarak Türkistan Türklerinin 1920'lerdeki Türkiye'ye bakýþ açýsý ona yardým etme ve destek olma gayretlerini büyük idealist Ýsmail Gaspýralý'nýn “dilde fikirde iþte birlik” þiarýnýn bir sonucu olduðunu söyleyebiliriz. Bu da Gaspýralý'nýn XIX. yüzyýlýn son çeyreðinden XX. yüzyýlýn baþlarýna kadar yayýn hayatýný sürdüren ve Balkanlardan Doðu Türkistan'a kadar bütün Türkçe konuþan halklar tarafýndan okunan "Tercüman" gazetesindeki fikirlerini Türk Dünyasýna yaymada belli ölçüde baþarýya ulaþtýðýný göstermektedir. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti ile Türkistan'daki Türk Cumhuriyetleri arasýnda saðlýklý iliþkiler için kardeþ ülkeler arasýnda hýzlý ve tarafsýz iletiþimi saðlayýcý ortak televizyon ve diðer basýn araçlarýnýn varlýðýnýn çok önemli görevler ifa edebileceðini söyleyebiliriz.

* M. S. Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Araþtýrma Görevlisi

[1] Akdes. N. Kurat Türkiye ve Rusya XVII Yüzyýl Sonundan Kurtuluþ Savaþý'na Kadar Türk-Rus Ýliþkileri (1789-1919) Ankara 1970 s. 415-416
[2] Bu konuda geniþ malumat için bkz. Nadir Devlet Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917) Ankara 1985 s. 151-163; A. E. Oba Türk Milliyetçiliðinin Doðuþu Ýstanbul 1995 141-174.
[3] Baþbakanlýk Osmanlý Arþivi Hatt-ý Hümayun no: 56210 56129 56206 56118. Bu konuda bkz. S. Aynuralp “Belgelerle Türk Birliði” Türk Dünyasý Tarih Dergisi sayý 12 Ýstanbul Aralýk 1987 sayfa 5-7.
[4] Kurat s. 416
[5] Ç. Koçar “Çukurova'nýn Kurtuluþuna Ýþtirak Eden Türkistanlýlar” XI. Tarih Kongresi Ankara 5-9 Eylül 1990 Kongreye Sunulan Bildiriler c. VI Ankara 1994 s. 2382.
[6] a.g.e. s. 2385
[7] Kurat s. 505
[8] Koçar s. 2377-2383.
[9] V. Arzumanlý “Azerbaycan Halg Çumhuriyeti Ýçtimai-Siyasi Fikir Tarihimizde Yeni Merhale Kimi” Azerbaycan Halg Çumhuriyetinin Milli Siyaseti Bakü 1998 s. 12.
[10] TBMM Gizli Celse Zabýtlarý cilt I Ankara 1985 s. 172 ; T. Swietochowski Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliðe Rus Azerbaycaný 1905-1920 Ýstanbul 1988 s. 241.
[11] Kurat s. 440; Esin Güven I. Dünya Savaþý'nda Rusya'daki Türk Esirleri ve Rusya Türkleri Ýstanbul 1996 (Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Basýlmamýþ Yüksek Lisan Tezi) s. 21.
[12] E. Güven s. 25-26.
[13] TBMM Gizli Celse Zabýtlarý s. 169; Oðuz Karakartal “I. Dünya Savaþý Sonunda Sibirya'daki Esir Türk Askerleri Sorunu ve Türk Dünyasý Gazetesi” Sibirya Araþtýrmalarý (Haz. Emine Gürsoy-Naskali) Ýstanbul 1997 s. 317-322; E. Güven s. 116.
[14] Kurat s. 416.
[15] Kurat s. 447.
[16] Bütün Rusya Müslümanlarýnýn 1917. Yýlda 1-11 Mayda Meskevde Bolgan Umumu Seyzdinin Protokollarý Petrograd 1917 s. 326-329; Devlet s. 282.
[17] K. Karabekir Ýstiklal Harbimizde Enver Paþa ve Ýttihat Terakki Erkaný Ýstanbul 1967 s. 313.
[18] Tahsin Ýybar Sibirya'dan Serendib'e Ankara 1950 s. 85.
[19] E. Güven s. 102.
[20] Kurat s. 416.
[21] H. Oraltay “Mustafa Çokay” Türk Dünyasý Tarih Dergisi Ocak 1997 sayý 121 s. 15-16; Y. T. Türkistan'da Türkçülük ve Halkçýlýk Ýkinci Bölüm Ýstanbul 1954 s. 61-62.
[22] Ayqap Gazetesi 1914'den naklen Ayqap (Haz. Ü. Subhanberdina-S. Davitov) Almatý 1995 s. 288.
[23] Voprosý Ýstorii 1953 sayý 3 s. 33-49'dan naklen A. Ýnan “Türkistan'da 1916 Yýlýndaki Ayaklanma” Türk Kültürü sayý 12 Ekim 1963 s. 29-30.
[24] Y. T.s. 69-70.
[25] Stephane A. Dudoignon “Orta Asya'da Siyasal Deðiþmeler ve Tarihyazýmý Tacikistan ve Özibekistan 1987-1993” Unutkan Tarih Sovyet Sonrasý Türkdilli Alan (Haz. Semih Vaner) Ýstanbul 1997 s. 115.
[26] Kurat s. 425.
[27] Buhara Halk Cumhuriyeti 19 Eylül 1924'te Moskova'ya muhalif güçler temizlenerek Buhara Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilinceye kadar milli güçler tarafýndan Moskova'dan baðýmsýz bir þekilde idare edildi. Bu konuda bkz. Ý. Yarkýn “Buhara Hanlýðý'nýn Sovyet Rusya Tarafýndan Ortadan Kaldýrýlmasý ve Buhara Halk Cumhuriyeti'nin Kuruluþu” Türk Kültürü sayý 76 Ankara Þubat 1969 s. 297-303; B. Hayit Türkistan Rusya ile Çin arasýnda s. 264.
[28] Yakýn Tarihimiz 3 Mayýs 1962 Cilt I sayý 10 s. 292-293; N. Öktem “Osman Kocaoðlu'nun Ardýndan” Türk Kültürü Eylül 1968 sayý 71 s. 878; M. Saray Milli Mücadele Yýllarýnda Atatürk'ün Sovyet Politikasý Ýstanbul 1984 s. 55-57.
[29] Z. V. Togan Hatýralar Ýstanbul 1969 s. 363.
[30] T. Kocaoðlu “Türkistan'da Türk Subaylarý (1914-1923)” Türk Dünyasý Tarih Dergisi Aðustos 1987 sayý 8 s. 47.
[31] Saray s. 57.
[32] Kurat s. 416.
[33] Y. T. s. 62-63.
[34] a.g.e. s. 63
[35] Mir Yakup Duvlat “Qaytsek Curt bolamýz” Qazaq 10 Eylül 1918'dan naklen Qazaq (Haz. Ü. Subhanberdina-S. Davitov-Q. Sahov) Almatý 1988 s. 440.
[36] “Günlük Notlarýndan Önemli Parçalar” Muhammed Ayaz Ýshaki Hayatý ve Faaliyeti Ankara 1979 s. 216-223; T. Çaðatay “Büyük Türklük Mücahidi Ayaz Ýshaki” a.g.e. s. 94.
[37] Y. T. s. 66.
[38] ayný yer; Yaþ Türkistan 1933 sayý 40'dan naklen Yaþ Türkistan sayý 3 Almatý 1998 s. 27.
[39] Y. T. s. 65-66.
[40] Yaþ Türkistan ayný yer.
[41] Y. T. s. 66-67
[42] Yaþ Türkistan Berlin 1933 sayý 41'den naklen Yaþ Türkistan sayý 3 Almatý 1998 s. 30; Y. T. s. 67-68; Çaðatay s. 94.
[43] Yaþ Türkistan sayý 3 Almatý 1998 s. 30.
[44] Y. T. s. 67-68;
[45] a. g. e. s. 78-79; Yaþ Türkistan Berlin 1930 sayý 3-4 s. 38-42; G. Kayhan Magcan Jumabayulu'nun Hayatý ve Eserleri (Basýlmamýþ Yüksek Lisans tezi) Hoca Ahmet Yesevi Uluslararasý Kazak-Türk Üniversitesi Türkistan 1998 s. 45-48.
[46] M. Cumabayev Þýðarmalar c. I Almatý 1995 s. 72.
[47] M. Þen “Milli Mücadelemizi Anlatan Bir Kýrgýz Þiiri” Baðýmsýz Kýrgýzistan Düðümler ve Çözümler (Haz. Prof. Dr. Emine Gürsoy) Ankara baskýda s. 119-126.
[48] Hüseyin Özbay Çolpan'ýn þiirleri Metin Aktarma Ýnceleme Ankara 1994 s. 141-142 329-331.
[49] TBMM Gizli Celse Zabýtlarý c. II s. 171-1

Bu haber 2412 defa okundu. admin21 Tarafýndan Eklendi.
 Okuyucu Yorumlarý
 
Kurtuluþ Savaþý'na Türkistan yardýmý
Bu Haber Hiç Yorumlanmamýþtýr.
Tüm Yorumlarý Okumak Ýçin Týklayýnýz
BU KATEGORÝDE SON HABERLER
 Buhara
 Kurtuluþ Savaþý'na Türkistan yardýmý
 Buhara'dan Ýzmir fatihi'ne
 Rus Yardýmý Deðil, Buhara Altýnlarý
 Buharalý Mehmetçikler
 Büyük Cengiz Türkî'yi hatýrlayarak
 Bayraklý Baba
 Dünyayý þaþýrtan Osmanlý robotu
 Sizin gibi aydýnýn 7’den 70’ini
 Parfi'nin þiirleri Türkiye Türkçesinde
 Türk Lehçeleri Sempozyümü
 Bilkentlilerden müthiþ buluþ!
 Kuran'daki cennet Türkiye'de mi?
 Zulme direnen kalem; Arpacýk
 Vahapzade vefat etti

Geri Dön

Okur Sistemi
Kullanıcı:
Åžifre:
Åžifremi Unuttum
Üye Olmak İstiyorum
Kerimov varsa demokrasi yok
Muhammed Salih
Anket
Sitemizi nasýl buldunuz?
Ýyi % 74
Kötü % 25
Bu Ankete 1032 Kişi Katıldı
Foto Galeri
Muhammed Salih
Hit : 5508
ERK Nümayiþleri
Hit : 5007
Yeni kitaplar
Hit : 4486
Video Galeri
Turkistan TV
Hit : 4448
Andican Halk Kýrýmý
Hit : 6023
Türk Dünyasý
Hit : 4910
Dosyalar
ERK Partisi Siyasi Platformu
 

 

ÖZBEKİSTAN ‘’ERK’’ DEMOKRATİK PARTİSİ

Özbekistan ‘’ERK’’ Demokratik Partisi resmi web sayfası
Hosting İletişim: erkparty@yahoo.com

Hosting Kozmetik domain web tasarımı server asp.net